Yazı Detayı
16 Şubat 2017 - Perşembe 09:36 Bu yazı 909 kez okundu
 
‘ALLAH, BETERİNDEN KORUSUN!’
İbrahim İşler
iisler_47@hotmail.com
 
 

   Çocukluğumuz, büyüklerin oturup kalktığı, dolayısıyla da ibret dolu sohbetlerin yapıldığı mekanlarda geçti. Bir yandan  ellerimizle yaptığımız  -tahtadan, çamurdan ya da tellerden- oyuncaklarla oynuyor; öbür yandan ise ortamda konuşulanları can kulağı ile dinlemeye çalışıyorduk.  Bugünkü çocuklar, ne yazık ki bu iki güzellikten mahrum yetişiyorlar.  Hayat boşluk kabul etmiyor, doğru. Arkadaşları var ama; sanal. Oyuncakları var ama; suni. Asıl konumuz bu değil. Zira bu mesele çok su götürür.

   Gündemimiz büyüklerimizden dinlediğim bir söz ve hemen akabinde anlatılan kısa bir hikaye ile ilgili. O söz, kulağıma küpe oldu. Söz şu: ‘Allah, büyüğünden korusun. Allah, beterinden sakındırsın’  Herhangi bir olumsuzlukla karşılaşıldığında, birbirlerine ya da bizlere nasihat babından bu ifadeyi hatırlatırlardı (Arapçası, Allah, icir mın akbar). Musibetin ağırlığına takılıp etkisinden kurtulamayanlar için de şu olay anlatılırdı peşi sıra: ‘Haksız yere ve bilerek bir kişinin ölümüne neden olan bir genç, mahkemenin verdiği karar gereği, idam edileceği alana götürülüyor.  Yol, çarşının ortasından geçiyor. Genç, buradan geçirilirken etraftakiler cezayı merak ediyor. Cezanın iple idam olduğunu öğrenenler, ağız birliği etmişçesine ‘Allah, büyüğünden sakındırsın de ‘diyorlar delikanlıya.  Katil ise, alaylı bakışlarla ‘ölüme gidiyorum, bundan daha büyüğü mü olur ?’  cümlelerini mırıldanıyor. Bir saat sonra suçluların idam edildiği alana varıyorlar. Alanda elleri bağlı birkaç kişi daha var. İnfaz sırasını bekleyen gencimiz, cezaları daha ağır olan insanlara yapılan muamelelere şahit oluyor. Onlar da neticede iple idam edilecekler ancak, kabahatlerinin büyüklüğünden idamdan önce kiminin  kemikleri ezdiriliyor, kiminin de üzerine  kızgın yağ dökülüyor.  Hikayeye konu olan genç, açabildiği kadar ellerini açıp ‘Allah beterinden sakındırsın’ diye dua etmeye başlıyor.

    Evet, netice ölüm. Ama ölümden ölüme de fark var malum.  Hastalıklarda da, sakatlıklarda da kısacası bütün musibetlerde  işin özü budur:  Daha büyüğü olabilir.

   Bilelim ki, atalarımızdan bize kalan sözlerin bir çoğu, yaşanmış tecrübelerin  has birer ürünü. Benzer hatalara düşmemek için kulak vermekte fayda var.

   Televizyonun hayatımıza yeni yeni girdiği yıllardayız.  Küçüklü büyüklü beş-on kişi aynı odada, birbirimizle -bir iki söz dışında-  saatlerce konuşmadan ekrana kilitlendiğimiz yıllar. Belli bir  süre sonra bu halin doğru olmadığını; insanların iletişim kanallarını tıkadığını seslendirmeye başladık. Bazılarımız ‘Eve hiç sokmamalı’; bazılarımız ‘Belli saatlerde açmalı’ ; kimilerimiz de  ‘Bari misafirliğe gittiğimizde kapalı tutmalı’ şeklinde  teklifler sunmaya başladı. Söylenenler teoride güzel, pratikte ise sıkıntılar birbirini takip etti. 

   Gençliğimizde, aynı pencereye ailece bakmanın sakıncalarından tutun da, kitap okumayı engellediği şikayetlerine kadar bir çok problem tartışmaya açıldı. Özellikle bu hususta, hiçbirimizin aklına ‘Allah, beterinden korusun’ demek gelmedi. Daha büyüğü ifadesi ile, daha büyük ekran kastettiğimiz zannedilmesin.  Olsa olsa bugün için daha büyüğü, akıllı telefonlar olur.  Zira o zamanlar, herkes en azından aynı yere bakar, aynı şeyleri izlerdi. Gerektiği yerde beraber gülünür ya da beraber hüzünlenirdi. İzlenen her ne ise, değerlendirme konusu, herkesin vakıf olduğu bir alanı temsil ediyordu.

   Gün görmüş bir dostum,  geçenlerde bu mesele ile ilgili yaşadığı bir hadiseyi anlattı. İbretlik bir olay gerçekten. ‘Oturma odasına geçtim. Televizyon açık. Üniversite mezunu üç çocuğum, her biri bir kanepeye kurulmuş ellerindeki cep telefonları ile meşguller. Odaya girişimi fark etmediler.  Ben de köşede duran masanın başına geçtim. Bir yandan masadaki kitapları karıştırıyorum, öbür yandan da çocukları gözlemliyorum. Odaya gelişimin üzerinden tam bir saat geçti. Çocuklarımdan hiç biri, ne telefondan başını kaldırdı ne de kardeşleri ile bir kelam etti. Biri ‘facebook’ta, diğeri ‘youtube’ta, öbürü de ‘twitter’da kendi alemi ile meşgul.’

   Televizyon izlerken zaman zaman ortak duygular yaşanabiliyor, ortak tepkiler  verilebiliyor. Akıllı telefonlarda bunlardan da mahrumuz. Topluluk içerisinde insan yalnız, tek başına adeta.  Ekranı küçük, cürmü daha büyük olabiliyor böylece akıllı telefonun.

   Önceki hafta Cuma günü, namaz için oturduğum safta yanımdaki genç, namaza duracağımız ana kadar cep telefonu ile ilgilendi. Hutbe okunurken de mesajlaştı, fotoğrafları karıştırıp durdu.  Hutbenin başında, ‘Acaba acil bir durum mu? Bir iki kelime yazıp kapatır mı?’ diye kendi kendime sorular sordum. Telefon elinden düşmeyince, büyüklerimizden öğrendiğim sözü tekrar ettim içimden: ‘Allah büyüğünden korusun!’

   ‘Bundan daha büyüğü olur mu?’  dediğinizi duyar gibiyim. Olabilir. Teknoloji bu hızlı giderse, neden olmasın?

    Hem bizimki bir dua. Daha beterinden uzak durmak adına yapılmış samimi bir dua.

 
Etiketler: ‘ALLAH,, BETERİNDEN, KORUSUN!’,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
44
46
5
2
14
21
2
Fenerbahçe
44
44
2
8
12
22
3
Medipol Başakşehir
43
40
4
4
13
21
4
Beşiktaş
41
41
3
8
11
22
5
Kayserispor
35
30
5
8
9
22
6
Sivasspor
34
30
8
4
10
22
7
Trabzonspor
33
36
4
9
8
21
8
Göztepe
33
35
6
6
9
21
9
Yeni Malatyaspor
27
24
8
6
7
21
10
Kasımpaşa
26
32
9
5
7
21
11
Bursaspor
26
31
9
5
7
21
12
Antalyaspor
24
26
10
6
6
22
13
Akhisarspor
24
25
9
6
6
21
14
Gençlerbirliği
22
26
9
7
5
21
15
Alanyaspor
21
34
13
3
6
22
16
Atiker Konyaspor
21
23
11
6
5
22
17
Osmanlıspor FK
19
31
13
4
5
22
18
Kardemir Karabükspor
12
15
15
3
3
21
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Diğer Sitelerimiz