Yazı Detayı
25 Ocak 2017 - Çarşamba 14:23 Bu yazı 605 kez okundu
 
GÜÇ, KURAL VE DEĞERYARGILAR
Adalet AYCAN
 
 

Geri kalmış yada gelişmekte olan toplumlarda bireyleri çepeçevre kuşatan ve çoğu zaman insan onuruna ve ahlakına aykırı olan kural, töre ve değer yargılardan bahsetmek istedim…

          Çoğu kez kimler tarafından, neden, nasıl konulduğu sorgulamadan kabullenen bu kurallar, töre yada değer yargılar öylesine acımasız oluyorlar ki çok rahatlıkla bir insanın yaşamına mal olabiliyor; kendi içinde çelişkilerle dolu olan akla hayale ve izana sığmayan bu dayatmalar karşısında çaresiz kalan kişi o kuşatılmışlık içerisinde yok olmanın tek çare olduğuna inanıyor.

          İnsan doğduğu günden itibaren içerisinde bulunduğu topluluğun belirlediği kurallar silsilesine bağlı yaşamak zorunda kalıyor. Çoğu  kez bu zorunluluklar dayatmaya dönüşerek insanı yönlendiriyor ve şekillendirmeye çalışıyor. Tabi kabullenmemek ise dışlanmak demek, bunu göze alanlarda zehre dönüşen bir yaşam bekler…

          Yani ya körü körüne itaat edeceksin yada dışlanma riskini göze alacaksın.

          Genel bir bakış açısıyla baktığımızda bu kural veya değer yargılar büyük oranda bilimsellikten uzak sadece egemen erkin iktidarının sürekliliği doğrultusunda oluşmuştur. Bunu örneklemek gerekirse; feodal güç sürekliliği, dinsel güç sürekliliği, siyasal güç sürekliliği, aile içi iktidarın sürekliliği ve sair gibi değerlendirilebilir.  

          Genelde güç oluşumu ve kabul ettirme, çoğunluğun azınlık üzerindeki egemenliği olarak tanımlanırken bu durum dayatma toplumsal değer yargılarda tam tersi oluyor. Akıllı birinin yada üstün aklın aklını fazla kullanamayan çoğunluk üzerindeki egemenliği olarak tanımlanabilir…

          Her iki şekilde de inşa insanların tutsaklığı temelinde oluşturulmuştur. Oysa gelişmiş, çağdaş toplumlarda belirlenen her kural, oluşturulan her değer yargı kitlelerin mutluluğu temeli üzerinde yoğunlaştırılmıştır. Zira, özgür insan sağlıklı, üretken, verimli insandır. İç tutsaklığı kabullenmiş insan ise üretimden uzak korkak, bağımlı, asalak, sinsi ve zararlıdır…

          Elbette toplum olunmuşsa ve birlikte yaşam ve paylaşım var ise kaide ve kuralların oluşması da zorunludur. Kurumsallaşmış devlet yapısı oluşmuş modern toplumlarda yasa yada anayasa buna örnek olarak gösterilebilinir.

          Yani, karanlık, kirli hesaplarla, azınlıktaki egemen aklın istek ve arzuları doğrultusunda oluşturulmuş güç dayatmasının yerine çoğunluğun müreffehliliği temelinde gönüllü kabullenme… Bu durum süreç içerisinde insanlar üzerinde bir nevi kendi otokontrol sistemini oluşturur.

          İnsan özgürce üretebilmelidir. Üreten insandan kötülük beklenemez. Tam tersine kuşatılmış, bastırılmış, baskılandırılmış kişi ve toplumlar her turlu tehlikeye gebedir…

          İnsanı özgür olmayan toplumlarda üretimden, sevgiden, huzurdan, mutluluktan bahsedilemez. Ancak insan ürettiği zaman insandır…

          Hep söylerim; maddi güçle elde edilebilen hiçbir şey kişiye ait değildir ve ona bir değer katmaz, ama beyninin ve yüreğinin ürettiği kendisinindir, kendi özüdür... Ve kocaman bir değerdir…

 

 

 
Etiketler: GÜÇ,, KURAL, VE, DEĞERYARGILAR,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
34
0
2
4
10
16
2
Yeni Malatyaspor
28
0
4
4
8
16
3
Antalyaspor
26
0
6
2
8
16
4
Kasımpaşa
26
0
6
2
8
16
5
Galatasaray
26
0
4
5
7
16
6
Trabzonspor
26
0
4
5
7
16
7
Beşiktaş
26
0
4
5
7
16
8
Atiker Konyaspor
24
0
4
6
6
16
9
Sivasspor
24
0
4
6
6
16
10
MKE Ankaragücü
20
0
8
2
6
16
11
Bursaspor
20
0
4
8
4
16
12
Göztepe
19
0
9
1
6
16
13
Kayserispor
18
0
8
3
5
16
14
Alanyaspor
17
0
9
2
5
16
15
Akhisarspor
16
0
8
4
4
16
16
BB Erzurumspor
15
0
7
6
3
16
17
Fenerbahçe
15
0
7
6
3
16
18
Çaykur Rizespor
12
0
6
9
1
16
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Diğer Sitelerimiz