Yazı Detayı
02 Ocak 2018 - Salı 09:50 Bu yazı 1794 kez okundu
 
Merhaba Sultanım,
İbrahim İşler
iisler_47@hotmail.com
 
 

İnşeallah iyisindir. Mektubunda beni merak ettiğini yazmışsın. Her anımızı görüp gözetene şükürler olsun ki, zamanın süratle akıp gitmesinin bende hasıl ettiği daral-malar ve tedirginlikler dışında herhangi bir sıkıntım yok.
Evet Sultanım, kendimi geliştirmek, yazın dünyasını tanımak ve bu aleme katkı sunmak için çaba gösterirken, vakitle hep kavga(!) halindeyim ne yazık ki. ‘Önümde duran bu kadar kitabı ne zaman bitirebilirim?’ ‘Düşünde dünyasında fark ettiğim şu birkaç boşluğu nasıl ve ne za-man doldurabilirim?’ … gibi sorularla zihnim sürekli meşgul. Bu sualler, bazen beynimi o kadar yoruyor ki, hareket kabiliyetim dumura uğramış gibi uzun süre etkisiz kalıyor ve birkaç gün ne bir şey okuyabiliyor ne de yaza-biliyorum. Bazen uykularım kaçıyor geç saatlere kadar uyuyamıyorum. Bazen de kendimi derin uykuların kolla-rına teslim ediyorum uzun süre. 
‘Şurada oturup biraz vakit öldürelim.’ ‘Ya, zaman bir türlü geçmek bilmiyor.’ diyenler, acaba benden daha mı huzurlu Sultanım bilemiyorum. Balzac’ı hatırlattı bu çe-lişkimiz: ‘Hayat dediğin budur işte. Bir yandan büyük iddialar, öbür yanda küçücük gerçekler…’ 
Öyle ya… O’na (1799-1850), günde dört saat uyku ile seksen beşi tamamlanmış ve elli tanesi de taslak halinde yüz yirmi beş esere imza attıran, büyük iddianın peşine düşmesi olsa gerek.
Asıl bahsimize geçecek olursak...
Sultanım, önceki mektupta vaat ettiğim gibi burada Cemil Meriç üzerine birkaç kelam etmek istiyorum. Birkaç söz için dahi olsa, Meriç’in bütün eserlerini tekrar okuma gereğini duydum. Mektubu geciktirmemin bir nedeni de bu okumalar oldu. Affını istirham ediyorum.
Haşmetlim, Meriç ile ilgili notlar almaya çalıştığım bir ortamda, etrafımda bulunan ve çoğu Hataylı olan otuz beş lise öğrencisine, ‘Hatay doğumlu önemli bir düşünü-rümüz kimdir?’ diye sordum. Hiçbirinden doğru cevap gelmeyince, çok şaşırdım. Durumun vahametini, ön lisans mezunu -o da Hataylı- bir dostumla paylaştım. ‘Ne yalan söyleyeyim ben de bilmiyordum.’ deyince, şaşkınlığım büyük bir hüzne dönüştü. Bilgi çağında olmamız, avucu-muzdaki telefonlarımızla dünyayı dolaşmamız yetmiyor-muş demek ki. 
Neyi, ne kadar ve ne için öğrenmemiz gerektiği hususu bir kez daha gündemime oturdu bu vesileyle. Notlarımı daha güçlü önemsemeye başladım.
Mutlaka hatırlarsın, MEB’in (2004) 100 Temel Eser genelgesinde Ortaöğretim öğrencilerine tavsiye edilen arasında Cemil Meriç’in ‘Bu Ülke’ isimli eseri de vardı. Genelge ancak istekli okuyucularla hayata geçecek olsa da, atılan adım önemli idi. Aynı genelgede Nazım Hikmet (Memleketimden İnsan Manzaraları), Peyami Sefa (Do-kuzuncu Hariciye Koğuşu), Necip Fazıl Kısakürek (Çile), Aziz Nesin (Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz) ve Mevlana (Mesnevi’den Seçmeler) gibi isimler de vardı. Malumundur Sultanım, insanımız uzun süre hayata, olay-lara tek bir pencereden bakmayı ve kendi çizgisinden ol-mayanların üzerini kalın çizgilerle çizmeği yeğledi. Bu nahoş durum, aydını milletine, milleti de münevverine yabancılaştırdı. Yabancılaşma, zihinsel kamplaşmalara yol açtı. 
Bundan dolayı, dışlamayan ve ötekileştirmeyen, aksine ülkenin düşün hayatında emeği olanları kucaklayan bu yaklaşımı takdirle karşılamıştım. Zira dünya görüşleri, yaşam tarzları ve idealleri farklı da olsa, düşünen beyin-lerden istifade edebileceğimiz çok şeyler vardır 
Haşmetlim, Cemil Meriç’ten her söz açıldığında zih-nimde beliren ilk cümleyi seninle paylaşmak istiyorum: ‘Hakikatin peşinde koşan münzevi, mütevazi ve müteces-sis bir fikir işçisi.’.
Meriç, edebiyat, tarih, felsefe ve sosyoloji gibi geniş alanlarla ilgilendi. Bilginin bütün kaynaklarından yarar-landı kısacası. Bu gayretin neticesinde de, hiçbir akıma bütünüyle angaje olmadı. Tespitleri orijinaldi. Risklere aldırmadan düşüncelerini cesurca ifade etti. Dönemsel olarak içinde yer aldığı ideolojik çevrenin yanlışlıklarını ifşa edebilecek kadar bağımsız duruş sergilemesi; Saint Simon’u, Proudhon’u ve Mark’ı işlerken, İbni Haldun, Tunuslu Hayrettin Paşa, Ahmet Cevdet Paşa, Said Nursi ve Ali Şeraiti gibi isimleri de gündemimize taşıması, söz konusu duruşun tipik bir misali olsa gerek. 
Cemil Meriç, Batı dünyasının çelişkilerini yüzlerine vuracak kadar kendine ve köküne güven duymaktaydı. O dünyanın şımarıklığına karşı, büyük emek sarf ederek dikkatlerimizi Doğu’nun hazinelerine (Işık Doğu’dan Gelir) yönlendirdi.
İlk yazısı, henüz on iki yaşında iken yayınlanır. Kitap okumaktan otuz sekizinde gözlerini tamamen kaybeder. Buna rağmen ne okumaktan –okutmaktan- ve ne de yazmaktan vazgeçer. 
Sultanım, mektubu uzatmamak için, Cemil Meriç’in eserlerinden çok önemli gördüğüm bazı bölümleri aktar-mayı önümüzdeki mektuplara bırakırken, seni de Yüce Allah’a emanet ediyorum.

 
Etiketler: Merhaba, Sultanım,, ,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Kasımpaşa
12
0
0
0
4
4
2
Galatasaray
9
0
1
0
3
4
3
Medipol Başakşehir
9
0
1
0
3
4
4
Kayserispor
8
0
0
2
2
4
5
Atiker Konyaspor
8
0
0
2
2
4
6
Antalyaspor
7
0
1
1
2
4
7
Evkur Yeni Malatyaspor
7
0
1
1
2
4
8
Beşiktaş
7
0
1
1
2
4
9
Trabzonspor
7
0
1
1
2
4
10
Demir Grup Sivasspor
4
0
2
1
1
4
11
MKE Ankaragücü
4
0
2
1
1
4
12
Bursaspor
3
0
1
3
0
4
13
Fenerbahçe
3
0
3
0
1
4
14
Göztepe
3
0
3
0
1
4
15
Aytemiz Alanyaspor
3
0
3
0
1
4
16
Çaykur Rizespor
2
0
2
2
0
4
17
Akhisarspor
2
0
2
2
0
4
18
BŞB Erzurumspor
1
0
3
1
0
4
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Diğer Sitelerimiz