Yazı Detayı
25 Kasım 2016 - Cuma 10:42 Bu yazı 552 kez okundu
 
ŞAŞTIM KALDIM!
İbrahim İşler
iisler_47@hotmail.com
 
 

Kızım Esma’nın Yezidilik’te Mistisizim’ konulu Lisans bitirme tezi ‘için,  Midyat’ın Çayırlı (Kefnas) köyüne gittik.  Yezidilik, Din Sosyolojisi çerçevesinde benim ilgi duyduğum alanlardan biri. Zira, 1990 tarihli Lisans bitirme tezim ‘Yezidilik’te İnanç ve Sosyal Yapı’ –Midyat’ın Yezidi Köyleri Üzerine Bir Araştırma-  bu alan ile ilgili idi.  O tarihte röportaj için Bacenne (Güven) köyüne gitmiştim. Orada karşılaştığım misafirperverliği unutmam mümkün değil.  Dostum Prof.Dr. Ahmet Taşğın Bey’in bölgede araştırma konularından biri de Yezidilik olunca, söz konusu  alanla temasımız hep canlı kaldı. Nitekim, düşünce adamı Adnan kardeşimin ‘Abi Sincar’dan göç etmek zorunda kalan Yezidileri haber yapmak istiyorum. Benimle Bacenne köyüne gelir misin?’ deyince, ‘seve seve’ diyerek arabaya atladım.  Irak’tan gelen  ve Bacenne’nin misafirhanesine sığınan çocukları -yaşlı bayanları görünce gözyaşlarımı tutamadım. Ağzımdan  dökülen şu cümlelere Adnan kardeşim şahittir: İslam kisvesine bürünen bu ucube bağnaz yaratık,  birçok değeri bize benzeyen bu topluluğu bizden yani İslam’dan iki yüz yıl daha uzaklaştıracak, soğutacak.’
    Neyse, asıl konumuza dönelim. Doksanlı yıllarda benim dar alanda yaptığım bu çalışma, bana önemli bir hususu kazandırdı. Çevremde, Yezidiler ‘Şeytan’a tapan topluluk olarak’ niteleniyordu. Yüz yüze görüşme anına kadar şu sorular hep zihnimi kurcaladı:  Niye Şeytan’a? Bir insan, kötü bilinen bir varlığı neden ilah edinsin ki? Tarihi kaynaklarda İslam’dan sapan bir yapı olarak görülen Yezidilik, hangi saiklerden dolayı  bu kadar savrulma yaşadı? Görüşmemizde, bu halkın tek bir yaratıcıya  inandığını öğrenince, aramıza örülen önyargı duvarlarının ne kadar kalın olduğunu ve ne kadar da iş gördüğünü anladım. Yirmi sekiz yıl sonra, başka bir köye ama, bu sefer en azından bu önemli bilgi ile gidiyoruz. 
    Köye varır varmaz, yeni yapılmış villa tipi taş evler dikkatimi çekti. Malum doksanlı yıllarda Yezidilerin hemen hemen hepsi Avrupa’ya göç etmişti. Burada doğup büyüyenler, dağ tepe de olsa köylerini unutmadılar ve orada elde ettikleri imkanları Midyat’a taşıdılar. Bu hale sevindim. Zira kim olursa olsun, vatandaşlarımızın daha iyi imkanlara kavuşması beni her zaman mutlu etmiştir. Yeter ki, imkanlar doğru yoldan kazanılsın ve doğru yerde kullanılsın.
     Görüşme yapacağımız zatın evine geçtik. Avluda oturduk. İkramlar üst üste geldi gitti. İlk sorularımız Yezidilerin ve Müslümanların kültürel benzerlikleri üzerine oldu. Konuştukça şunu gördük: Bu coğrafyada yaşayan iki din mensupları arasında, kültürel açıdan  birçok benzerlikler söz konusu. Bu benzerlikler,  hurafe diye gördüğümüz bazı uygulamalarda kendini gösterdiği gibi,  dini ya da ahlaki bildiğimiz bazı davranışlarda da rahatlıkla gözlenebilmektedir.
    En çok merak edilen hususlarla ilgili soruları sona bırakmıştık. Ben, dolaylı bir giriş yapmak istedim ve yirmi sekiz yıl önce hazırladığım tezin sonuç bölümündeki cümleleri okumaya başladım.  Avluda, bizden başka altı yedi kişi daha vardı. Ben, ‘Çevrede, Yezidiler Şeytan’a tapan bir halk olarak bilinmektedir…’ cümlesini okur okumaz,  oradan bir kişi ‘Bu kadar soru sordunuz, artık yeter. Bu konulara girmeyin’ dedi kızgın bir ses tonu ile. Ben de biraz gerildim ve ‘Cümleyi tamamlayayım ondan sonra konuşalım’ diye tepki gösterdim gayr-i ihtiyari. Görüşme yaptığımız şahıs, ‘Hayır, hayır.. İstediklerini sorabilirler, hiç alınganlık göstermeyiz.’  deyince,  cümlenin devamını okudum. Cümle şöyle bitiyordu: ‘Ancak benim yaptığım görüşmelerde Yezidiler’in,  her şeye gücü yeten bir yaratıcıya inandığını gördüm. O, yaratıcıya onlar da Allah demektedirler.’ Tepki göstereni kastederek, ‘Arkadaş Yezidi mi?’  diye sordum. ‘Hayır, komşu köyden bir Müslüman dostumuz.’  dediler. Avluda oturan dört Yezidi’den biri Almanya’da ikamet ediyormuş. Tatile gelmiş. O da söze karıştı:’Eskiden oturduğumuz topluluklarda, Müslümanlar Şeytan’a laf ettikleri zaman orayı terk ederdik. Gücümüz yeterse de akşam bir grupla toplanıp evini taşlardık. Şimdi o tepki pek kalmadı.’ dedi.   ‘Peki neden Şeytan’a lanet okununca böyle bir tepki gösteriyordunuz?’ deyince, görüşmeci arkadaş:‘Cebrail, bizim için çok önemli bir melek. Ona laf edilmesine tahammül edemiyoruz’  dedi. ‘Bir saniye, yanlış anlamıyorum değil mi?  Müslümanlar Şeytan’a laf edince, siz Cebrail’i kastettiklerini mi düşünüyorsunuz?’  diye sordum. Aynı şaşkınlıkla, soruyla karşılık verdi: ‘Niye farklı bir varlık mı kastediliyor?’
‘Evet, bize göre ikisi apayrı şahsiyetlerdir. Şeytan, derken elbette Cebrail’i kastetmiyoruz.’   dedikten sonra ‘Artık soruları bitirin’ diyen müslümana döndüm ve ‘Bakın! Konuşmayınca  insanlar nasıl da birbirini yanlış anlayabiliyor’ diye hafif bir sitemde bulundum. Görüşmeci arkadaş: ‘Kardeşim, o zaman biz iki yüz yıldır neyin kavgasını veriyoruz?  Neden şu konuştuklarını,  meskiler söylemedi?  deyince,  latife  ile karışık ‘Onların açıklamasına fırsat  verdiniz mi ki?  Onlar Ş.. der demez, siz kaçtınız y a da gücünüz yettiği yerde kavga ettiniz. Yumrukların sıkıldığı ortamda, kim kimi dinler.’ dedim ve Kur’an-ı Kerim’den ilgili ayetleri bilgim ölçüsünde  izah etmeye çalıştım:
    ‘Arkadaşlar, bizim inancımıza göre melekler, Allah’a isyan etmez. Onlar nurdan yaratılmışlar ve imtihana da tabi değiller. Şeytan ise, cinlerden idi. Allah’a itirazda bulundu, kibirlendi ve rahmetten uzaklaştırıldı. Cinler, bizim gibi sınanmaktadırlar. Yaratılışları da meleklerden farklıdır. Ateşten yaratılmışlardır. 
    Melek Cebrail, vahiy meleğidir. O’na, ancak peygamberleri ret eden müşrikler laf söyleyebilir. Şu ayetler bu konuda önemli bir delil değil mi?
     De ki: 'Cibril'e kim düşman ise, (bilsin ki) gerçekten onu (Kitabı), Allah'ın izniyle kendinden öncekileri doğrulayıcı ve mü'minler için hidayet ve müjde verici olarak senin kalbine indiren O'dur. (el bakara: 97) 
    Her kim Allah'a, meleklerine, elçilerine, Cibril'e ve Mikail'e düşman ise, artık şüphesiz Allah da kafirlerin düşmanıdır.'(el bakara: 98)
    Dolayısıyla, Müslümanlar  Cebrail’i emin bir melek olarak görmekte ve onu her daim hayırla zikretmektedirler. Müslümanların inancında Şeytan da, başka bir varlıktır.  Müslümanların Cebrail’e ya da herhangi bir meleğe kötü söz söylemeleri mümkün değildir.’
     Bazı kaynaklar (Mesela, Yaşar Kaplan-Günümüz Yezidiliği) bu önemli hususu, bizim gördüğümüzden farklı değerlendirse de şahit olduğumuz manzara, gerçekten hayret vericiydi. Onun için görüşmeden çok mutlu ayrıldık. Ne acı değil mi? Yezidiler, Müslümanların Şeytan’a  ettikleri sözleri, Cebrail’e söyleniyor diye algılamışlar yüz yıllardır. Şunu da eklemekte yarar var: Çevremizde yaşayan Yezidiler’in ellerinde herhangi bir kutsal metin yok.  Bundan dolayı, sözlü olarak aktarılan bilgiler, zamanla farklı mecralara kayabiliyor.
    Hasılı, birbirimizi anlamamız için, bitirme tezlerini beklemeye gerek yok. Uzaktan gelen güçler, bizi bitirme tezleri hazırlıyor. Alet olmamak lazım. Yapmamız gereken iş, farklılıklarımıza tahammül ederek,  benzerliklerimizi gündeme taşımak olmalı.

 
Etiketler: ŞAŞTIM, KALDIM!,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
44
46
5
2
14
21
2
Fenerbahçe
44
44
2
8
12
22
3
Medipol Başakşehir
43
40
4
4
13
21
4
Beşiktaş
41
41
3
8
11
22
5
Kayserispor
35
30
5
8
9
22
6
Sivasspor
34
30
8
4
10
22
7
Trabzonspor
33
36
4
9
8
21
8
Göztepe
33
35
6
6
9
21
9
Yeni Malatyaspor
27
24
8
6
7
21
10
Kasımpaşa
26
32
9
5
7
21
11
Bursaspor
26
31
9
5
7
21
12
Antalyaspor
24
26
10
6
6
22
13
Akhisarspor
24
25
9
6
6
21
14
Gençlerbirliği
22
26
9
7
5
21
15
Alanyaspor
21
34
13
3
6
22
16
Atiker Konyaspor
21
23
11
6
5
22
17
Osmanlıspor FK
19
31
13
4
5
22
18
Kardemir Karabükspor
12
15
15
3
3
21
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Diğer Sitelerimiz