HÜDAPAR: “Medya Manipülasyonları Önlenmelidir”

HÜDAPAR: “Medya Manipülasyonları Önlenmelidir”
Yayınlama: 04.04.2023
65
A+
A-

Partisinin haftalık gündem değerlendirmesini kamuoyu ile paylaşan HÜDA PAR Sözcüsü Serkan Ramanlı, Halkı kin ve düşmanlığa iten, basın özgürlüğü sınırlarını aşan, iftira ve hakaret mahiyetinde olan her türlü paylaşımın engellenmesi ve sorumlularının cezalandırılması gerektiğini belirtti.

HÜDA PAR’ın gündem değerlendirmesini kamuoyu ile paylaşan parti sözcüsü Serkan Ramanlı, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

Parti gündeminin önceliğinde depremzedelerin olduğunu anımsatan Ramanlı, “14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek olan seçimlerin ülkenin ana gündemi haline gelmesi, yakın zamanda meydana gelen deprem afetini maalesef ikinci plana itmiştir. HÜDA PAR olarak öncelikli gündemimizin deprem felaketinin yaralarının sarılması olduğunu ve depremzedelerin acılarının dindirilmesinden daha önemli bir gündemimiz olmadığını öncelikle belirtmek isteriz.” dedi.

“PEK ÇOK MANİPÜLATİF HABER VE İTHAM DOLAŞIMA SOKULMUŞTUR”

Ramanlı, Seçim sath-ı mailine girildiği bu günlerde, seçim atmosferine doğru gidilirken, oluşturulan dezenformasyonlara tepki gösterdi.

HÜDA PAR Sözcüsü Ramanlı, “Ülke gündeminin seçim atmosferine evrilmesi, geçmiş yıllarda tecrübe edilen pek çok olumsuzluğu da maalesef beraberinde getirmiştir. Bu olumsuzlukların başında, hiçbir kutsal ve değer yargısı tanımayan algı operasyonlarıdır. Maalesef seçim takvimi ve adaylar netleşir netleşmez, algı operasyonları kurgulanmaya başlamış, pek çok manipülatif haber ve itham dolaşıma sokulmuştur. Bu durum, seçimlerin sıhhatine gölge düşürecek bir hamle olup seçim propagandasının da kirli yürütüleceği anlamı taşımaktadır. Seçim süreci, bir kısım basın-yayın organlarının basın hürriyetini iftira hürriyeti olarak algıladığını göstermiştir. Teyit edilmemiş, aksi ispatlanmış pek çok bilgi, karalama kampanyasına dönüştürülmüş ve bir kısım yazarlar haysiyet cellatlığına soyunmuştur. Sosyal medya bir dezenformasyon çöplüğü haline gelmiş ve kitleleri yalanların peşinden sürüklemeye çabalayan troller türemiştir” dedi.

“MANİPÜLATİF PAYLAŞIM YAPANLARIN CEZALANDIRILMASI GEREKTİĞİNİ BİR KEZ DAHA HATIRLATIYORUZ”

Ramanlı, başta sosyal medya olmak üzere her türlü yayının, seçim sürecinin sağlıklı yürütülebilmesi adına kontrol altında tutulması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Provokatörler ve toplum mühendislerinin masa başında ürettiği yalanların yayılmasına, toplumsal barış ve huzurun bozulmasına engel olunmalıdır. Sokak röportajları da algı operasyonlarının araçlarından biri haline dönüşmüştür. Basınla uzaktan yakından ilgisi olmayan kişilerin kendi sosyal medya hesaplarını parlatmak için sokakları kullandığı ve provokatif röportajlarla kamuoyunu yönlendirdiği görülmektedir. Her ne maksatla olursa olsun, halkı kin ve düşmanlığa iten, basın özgürlüğü sınırlarını aşan, iftira ve hakaret mahiyetinde olan her türlü paylaşımın engellenmesi ve sorumlularının cezalandırılması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz.” 

“IRKÇI SALDIRILARA KARŞI CAYDIRICI ÖNLEMLER ALINMALIDIR”

Ramanlı, son günlerde meydana gelen ırkçı söylem ve saldırılara tepki gösterdi.

Konu hakkında önemli açıklamalarda bulunan Ramanlı, “Bursa ve Diyarbakır şehirlerinin futbol kulüplerinin rekabeti kullanılarak ortaya konan ırkçı ve faşist saldırıların etkisi henüz devam ederken Diyarbakır plakalı bir aracın Bursa’da saldırıya uğraması, olayı endişe verici bir boyuta taşımıştır” dedi.

“Bu türden provokasyonların seçim sürecinde de artması muhtemeldir.” diyen Ramanlı, “Türkiye’de farklı etnik aidiyetleri birbirine düşman ederek oluşan sonuçtan siyasi çıkar elde etme girişimleri yeni değildir. Böylesi eylemler bilinçli bir plan dahilinde ortaya konulmaktadır.” uyarsında bulundu.

Irkçı ve faşizan eylemlere karşı her türlü tedbirin alınması gerektiğini söyleyen Ramanlı, “Benzer şekilde geçtiğimiz hafta Diyarbakır’ın Lice ilçesinde bir çocuğun alıkonulup ırkçı söylemler eşliğinde darp edilmesinin ardından başlatılan soruşturmada polis oldukları belirlenen faillerin tutuklanması isabetli olmuştur. Son olarak Muğla’da bazı Kürt işçilerin, ırkçı saiklerle saldırıya uğradığı iddiaları basına yansıdı. Kimden gelirse gelsin toplumsal barışa kastedenlere asla tolerans gösterilmemeli hızlı ve etkili bir soruşturma neticesinde hukuken layık oldukları muamele hiç kimseden esirgenmemelidir. Her türlü ırkçı ve faşizan eylemlerin üstüne gidilmeli, ülkenin daha büyük provokasyonlara sahne olmaması için caydırıcı tedbirler alınmalıdır.” ifadelerini kullandı.

“MİLLÎ EĞİTİM ŞUBE MÜDÜRLERİNİN MAĞDURİYETİ GİDERİLMELİDİR”

HÜDA PAR Sözcüsü Ramanlı, Milli Eğitim Şube Müdürlerinin mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğini belirtti.

Şube Müdürlerinin yaşadığı mağduriyetleri dile getiren Ramanlı, “Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun çıkarılması ile birlikte, öğretmen ve okul yöneticilerine bazı avantajlar getirilmiş, fakat kanunun kapsamı dar bırakıldığı için bu düzenleme bazı mağduriyetlere yol açmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı teşkilatlarında görev yapan öğretmen kökenli ‘Şube Müdürlerinin’ Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda kapsam dışı bırakılması, statü ve mali haklar açısından mağduriyet yaşamalarına neden olmuştur. Daha önce öğretmen ve okul idarecisi iken “Görevde Yükselme Sınavı” ile bu görevlerine atanan Millî Eğitim şube müdürlerine, toplu sözleşmelerde hiçbir kazanım verilmemiştir. Bu durum, kendi astlarından daha düşük ücret almalarına neden olmuştur. Millî Eğitim Bakanlığında görev yapan şube müdürleri, haklı olarak bu adaletsizliğin ortadan kaldırılmasını istemektedirler. Statü olarak daha yüksek seviyede olan ilçe millî eğitim müdürleri ile şube müdürlerinin okul müdürleri ve öğretmenlerden daha düşük ücret alması, normal ve makul değildir.” şeklinde konuştu.

Şube Müdürlerinin mağduriyetlerinin giderilmesi yönünde çözüm önerilerini paylaşan Ramanlı, “Çalışma barışının tesisi için ast/üst arasındaki kariyer farkı dikkate alınmalı; sorumluluk, iş yükü dikkate alınarak ücretler arasındaki dengesizlik giderilmelidir. Şube müdürleri, Öğretmenlik Meslek Kanunu ile getirilen öğretmenlik kariyer basamakları uygulamasından yararlandırılarak kendilerine ‘Uzman Öğretmenlik, Başöğretmenlik’ hakkı tanınmalı ve bu kariyerlerin sağladığı mali haklar ve avantajlar verilmelidir.” dedi.

“KİRA ARTIŞ ORANINDA TAVAN UYGULAMASI DEVAM ETTİRİLMELİDİR”

Kira artış oranında tavan uygulamasına devam edilmesi gerektiğini belirten Ramanlı, “Kira artış oranını %25 ile sınırlandıran uygulama haziran sonu itibariyle son bulacak. Deprem felaketi kiralık konut talep ve ihtiyacını artırmış bulunmaktadır. Konut sıkıntısının had safhada olduğu bu dönemde kira artış oranlarının serbest kalması halinde kiracılar büyük sıkıntılarla baş başa kalacaklardır. Şimdiden buna karşı tedbir alınmalıdır. Kiracılar komisyoncu, aracı ve emlakçıların insafına terkedilmemelidirler. Mevcut sınırlayıcı uygulamaya devam edilmeli, ev sahibi ve kiracı arasındaki muhtemel anlaşmazlıklarının önüne geçilmelidir.” şeklinde konuştu.

“DEPREMZEDELERİN PROTEZ BEDELLERİ SGK TARAFINDAN KARŞILANMALIDIR”

Ramanlı, depremzedelerin protez bedellerinin SGK tarafından karşılanması gerektiğini söyledi.

Konu hakkında önemli açıklamalarda bulunan Ramanlı, “Kahramanmaraş merkezli depremlerde on binlerce vatandaşımız hayatını kaybetti. Enkaz altından kurtarılan çok sayıda vatandaşımız da uzuv kaybı yaşadı. Bilindiği gibi ampütasyon cerrahisinin ardından ve iyileşme süreci sonrasında protez kullanımına geçilmektedir.   Uzuv kaybı yaşayan vatandaşlarımız için bir süre sonra protez ihtiyacı ortaya çıkmaktadır.  Her insanın protez ihtiyacı da farklılık göstermektedir. Protez fiyatları da özelliklerine göre değişmektedir. SGK, protez bedellerinin sadece belli bir kısmını karşılamaktadır. Depremlerde tüm birikimlerini kaybetmiş insanlardan protezler için fark bedeli alınması adil değildir. Uzvunu kaybeden depremzedelerin kullanacağı protezlerin tümüyle SGK tarafından karşılanmalı ve depremzede vatandaştan fark bedeli alınmamalıdır. Bu, sosyal devlet olmanın bir gereğidir.” dedi.

“UYUŞTURUCUYLA TOPYEKÛN MÜCADELE EDİLMELİDİR”

Uyuşturucunun çocuk yaşlara kadar indiğini hatırlatan Ramanlı, uyuşturucuya karşı her türlü tedbirin alınması gerektiğini vurguladı.

Ramanlı, “30 Mart 2023 tarihinde Ankara’da uyuşturucu madde bağımlısı olduğu iddia edilen 17 yaşındaki bir öğrenci okulda dehşet saçtı. Saldırıda depremzede 1 öğrenci öldürüldü ve 5 öğrenci de yaralandı. Uyuşturucu kullanım yaşının az sayıda da olsa ilkokul öğrencileri düzeyine kadar indiğinin resmî raporlara yansıması ve okul çevresinde uyuşturucu satışının yapılması vahim bir durumdur. Meydana gelen şiddet vakalarının hiç kuşkusuz en önemli sebebi alkol ve uyuşturucu madde kullanımıdır. Ele geçirilen uyuşturucu madde miktarının her geçen gün artması Türkiye’nin uluslararası uyuşturucu trafiğinin yoğun olarak yaşandığı bir yer olduğunu göstermektedir.” dedi.

Uyuşturucuya karşı etkin mücadele edilmesi gerektiğini belirten Ramanlı, “Uyuşturucu ile mücadele hususunda eğitim/önleme, tedavi ve rehabilitasyon alanlarında ilgili bakanlık, kurum ve kuruluşlar üzerinden bir bütün olarak çalışmalar yürütülmelidir. STK ve medyadan, yerli ve yabancı tüm paydaşların bilgi ve birikiminden olabildiğince faydalanılmalı, etkin politika ve stratejiler üretmelidir. Uyuşturucu ile mücadele sadece cezalandırma ve polisiye tedbirlerle halledilebilecek bir mesele değildir. Sebepleri de iyi araştırılmalıdır. Uyuşturucu maddenin üretiminin ve pazarlanmasının engellenmesinin yanı sıra kitle iletişim araçları ve eğitim kuruluşları üzerinden bilinçlendirme çalışmaları yapılmalıdır. Eğitim politikası manevi değerler eğitimini de kapsamalıdır. Neticede uyuşturucu madde kullanımından dolayı saldıran da saldırıya uğrayan da bizim insanımızdır. Böylesi bir illetin sonuçlarından toplumun tümünü korumak bir zorunluluktur.” ifadelerini kullandı.

“SİYONİST REJİMLE İLİŞKİLER SONLANDIRILMALIDIR”

Gündem değerlendirmesinde, Filistinli Müslümanlara destek çıkılması ve Siyonist işgal rejimi ile tüm ilişiklerin kesilmesine de yer verildi.

Filistinli Müslümanların yalnız bırakılmaması gerektiğini belirten Ramanlı, “Yüz binlerin katılımıyla düzenlenen protesto gösterileriyle iç savaşın eşiğine gelen Siyonist işgal rejiminin Mescid-i Aksa’ya ve Filistinli Müslümanlara saldırganlığı devam ediyor. Ramazan ayında Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlarını devam ettiren Siyonist işgalciler, Filistinlilere karşı topyekûn bir saldırıya geçmiş durumdadır. Filistinliler ne yazık ki Siyonist rejim ve destekçisi çetelerin saldırılarına karşı yalnız bırakılmıştır” şeklinde konuştu.

Siyonist işgal rejimi ile tüm ilişkilerin sonlandırılması gerektiğini belirten Ramanlı, “Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa tehdit altındayken bölgede Yahudileştirme planı son hız uygulanırken ve Filistinliler Mescid-i Aksa’yı canları pahasına muhafaza etmeye çalışırken Siyonist teröre bölge ülkelerince verilen desteğin kabul edilebilir bir yanı yoktur. Bölge ülkelerinden aldığı destek arttıkça Siyonistlerin saldırganlığı da artmaktadır. Bu vesile ile bir kez daha Siyonist rejimle tüm ilişkilerin sona erdirilmesi ve terör rejiminin işgal projelerine yönelik caydırıcı tedbirlerin alınması için derhal harekete geçilmesi çağrısında bulunuyoruz.” dedi.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.