“Kurumların Başında Bir Yerlere Biat Eden Kişiler Olduğu İçin Diyarbakır Hak Ettiği Hizmeti Göremiyor”

“Kurumların Başında Bir Yerlere Biat Eden Kişiler Olduğu İçin Diyarbakır Hak Ettiği Hizmeti Göremiyor”
Yayınlama: 29.12.2022
48
A+
A-

Memleket Partisi Diyarbakır İl Başkanı Atilla Ece, gündeme dair özel açıklamalarda bulundu.

(ÖZEL HABER: SEYFETTİN EKEN)

Diyarbakır’da son zamanlarda her sektörde sorunlar olduğunu belirten Başkan Ece, Diyarbakır halkının hak ettiği hizmeti yeterince göremediğini, şehir dışından getirilen kurum idarecilerinin kentte rahatsızlıklara neden olduğunu ve biat kültürünün Diyarbakır’a zarar verdiğini söyledi.

Ece, Diyarbakır’daki kurumların başında işin ehli olmayan kişilerin görev yaptığını, bu kişilerin bir yerlere biat ettiği için Diyarbakır’ın yeterince hizmet görmediğini belirtti. Ece; “Memleket Partisi’nin anlayışında biatlıktan kurtulup itiraz edebilecek gücümüzün olması lazım. Biz itiraz etmeyi unuttuk. En büyük olayımız bu aslında. Bizim Memleket Partisi’nin işte en büyük olayı. Biz itiraz etmeye geldik. Ne kimsenin kölesi olmaya, ne de kimseyi köle etmeye niyetimiz yok. Bu ülkenin büyüklüğü, refahı, halkının zenginliği ve büyüklüğü saray konsepti ve tahtla olmaz” dedi.

Kendisiyle ilgili olarak bilgiler veren Ece; “1978 yılında Diyarbakır’da doğdum. Orta öğretim ve liseyi bitirdikten sonra iş hayatına atıldım. Şuanda Diyarbakırlı iş insanı olarak hayatıma sağlık sektöründe devam ediyorum. Yıllarca CHP’de gönülden hizmet ettikten sonra Ekim 2012 itibariyle CHP’den istifa ettim. Bu dönem içerisinde de Genel Başkanımız Muharrem İnce ile birlikte Memleket Hareketi’yle başlayan ve memleket Partisi’ne dönüştüğü yolda biz beraberce hareket ettik. Diyarbakır’da kurucu üye ve kurucu il başkanı olarak il başkanlığını kurduk” dedi.

“DİYARBAKIRLILAR MUHARREM İNCE’Yİ SEVİYOR”

Memleket Partisi’nin Diyarbakır’da ilçede teşkilatlarının olduğuna değinen Ece; “Diyarbakır’da şu anda 4 tane merkez ilçe, 4 tane kırsal ilçe olmak üzere 8 ilçemizde aktif şekilde çalışmamız mevcut. Yaklaşık 1000 gönüllü üyemizle birlikte sahada insana dokunarak çalışmaya devam ediyoruz. Diyarbakır’da sahada ve sokakta yani Genel Başkanımızla ilgili herhangi negatif bir düşünce yok. Hiçbir vatandaşımız, daha önce geçmişle ilgili sürekli sorulan ‘o gece nerdeydi’ sorusunu artık kimse merak etmiyor. Neden? Çünkü demokrasi sicili tertemiz olan bir genel başkanımız var. İnsanların geçmişiyle ilgili soracağı bir soru yok. Bizim bölge dinamik, çok daha farklı. Yeni bir yüzle, yeni bir insanlara Muharrem İnce’yi anlatarak yolumuza devam ediyoruz. Ama şundan mutluyuz ki insanlar, memleketimizde Genel Başkanımıza çok pozitif bakıyorlar. Bizim için çok keyif verici, onur verici. Diyarbakırlılar Muharrem İnce’yi seviyor” diye konuştu.

“HER KÜRT DE, HER HDP’Lİ DE TERÖRİST DEĞİL”

HDP ile ilgili olarak Başkan Ece; “Biz terörün her türlüsüne karşıyız. Bu sadece HDP ile olan bir şey değildir. Terörün her türlüsüne karşı olan bir durumdur. Sizde biliyorsunuz Türkiye’de yüzde 5’lik bir Kürtlük adı altında bunu terörle bağdaştıran bir toplum var. Bir de yüzde 5’lik de ırkçılık ve faşizm ile ilgili saptanan bir toplum var. Her Kürt terörist değildir, her HDP’li de terörist değildir. Genel başkanımız bu iki toplumun da ayrıştırılmasını istiyor. Her HDP’li de bir terör örgütü sempatizanı değildir. İnsanların HDP’ye bakış açısı farklıdır. Bölgemizin dinamikleri onu bir Türkiye Partisi olarak tanımlıyor” şeklinde konuştu.

“DEDAŞ, YILDA 2 KEZ ÇİFTÇİYE ELEKTRİĞİ UCUZA VERMELİDİR”

DEDAŞ’ın bölgede çiftçiye elektriği yılda iki kez ucuza vermesi gerektiğini aktaran Başkan Ece; “Biliyorsunuz Memleket Partisi tarım politikası çok aşikardır. Birincisi DEDAŞ için söylemeliyim ki bende bir Diyarbakırlıyım. Bende bir işletmeci olarak gelen rakamlar artık çok yüksek ve çok fahiş rakamlar. Çünkü üst limitler faturaya konulmuş ve bu kotayı herkes geçiyor zaten. Çiftçiye gelince bu bölge tarım bölgesidir. Bizler çiftçinin dönem içerisindeki ekimi ile hayatını idame ettiren bir bölgedeyiz. Yani öyle bilhassa Güneydoğu Bölgesi’nde her şeyimiz çiftçidir. DEDAŞ, Ekim döneminde çiftçiye elektriği çok düşük vermesi gerekiyor. Ve bunu her ay değil, kural haline getirmesi lazım. Yani ekim ile hasat döneminde yılda 2 defa elektriği ucuza vermesi lazım. Bir yata verilenucuz mazot ile çiftçiye verilen mazot aynı oranda değil. Yat sahibinin aldığı mazot fiyatıyla çiftçinin aldığı mazot fiyatları arasında dağlar kadar fark var. Çiftçinin artık kazanması lazım, bunun için de çiftçiyi desteklemek lazım. İnsanların elektriği sorgusuz sualsiz kesilebiliyor. Bu da özel sektörün işte tek adamlığın getirdiği en büyük sorun ya devletin elinde olmuş olsaydı kurumlar çok daha farklı bir işlerdi” dedi.

“SİYASET, ELİNİ AYAĞINI SPORDAN ÇEKMELİDİR” 

Bir Diyarbakırlı olarak eskiden amatör bir futbolcu olduğunu belirten Ece; “İlk başta sporla siyaseti ayırtmak gerekiyor. Diyarbakır bölgesi Güneydoğu’ya hükmeden bir ilimiz var. Futbolda da her konuda Diyarbakırspor’un tarihini anlatmaya gerek yok, bu her yerde yazıyor zaten. Ama kutuplaşma döneminde iktidarın döneminde başlayan bir kutuplaşma var. Amedspor’a yapılan taşlamalar, hakaretler ve baskılar da dahil olmak üzere her şeyi kınıyorum. Futbol bu şehrin nefesidir, Diyarbakır’ın nefesidir.  Amedspor veya Diyarbekirspor ikisi de bu kentin takımları ve bizim kendi kulüplerimize sahip çıkmamız lazım. Hem iş adamlarımıza hem siyasetteki Diyarbakırlılara hem yerel yönetimlere hem de valiliğe sesleniyorum. Bizim Diyarbakırspor’da tüm kulüplere hem amatör, hem de kenti temsil eden tüm branşlara destek vermemiz gerekiyor. Genel başkanımız da bu konuda ‘eğer Diyarbakırsporun, Amedspor’un otobüsü taşlanıyorsa bizim otobüsümüzü önüne bırakalım o önden gitsin’ dedi. Siyasetin futbolun içerisinden elini ayağını çekmesi gerekiyor. Bizler o eski günlere, o Diyarbakır’ın havasına, bizim o Gaffar Okkan dönemindeki yıllara dönmemiz gerekiyor. Yani o dönem içerisinde insanların ne kadar coşkulu o Play-Off maçlarını ne kadar canı gönülden izlediğini, statta adım atabilecek yer olmadığını ki en önemlisi de son milli takımın hazırlık maçında insanın ummadığı bir atmosfer oluştu Diyarbakır’da. Çünkü Diyabakırlı böyle yani. Biz insanları seviyoruz, sporu seviyoruz. Biz bugüne kadar asla Doğulu, Batılı ayrımı yapmadık.  Yapımız da bu yoktur. Bizim misafirperverlik ruhumuzda var” diye konuştu.

“SAĞLIK SEKTÖRÜNE RANT KAPISI VEYA KOLTUK SEVDASI GÖZÜYLE BAKILMAMALIDIR”

Sağlık sektörünün bir rant sektörü olmadığını vurgulayan Başkan Ece; “Sağlık herkes ilgilendiriyor. Bu bir rant veya koltuk sevdası değildir. Ama ne yazık ki yirmi yıllık AK Parti iktidarında tek adam rejimini her yerde geçebilir. İki aydan fazla süredir bölgenin sağlık hizmeti üssü olarak tabir edilen SBÜ Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başhekimlik koltuğu boş ve bir türlü atama yapılmadı. Şuanda bu sorun geçici başhekim atamalarıyla giderilmeye çalışılıyor. İl sağlık müdürünün kimi getireceği belli değildir. Bizim için kimin hizmet ettiği önemlidir, hangi partiye veya hangi cemaate mensup olduğu değil. Ama ne yazık ki bugün memleketimizde sağlıkta yapılan atamalarda kim kimi nasıl temsil edecek diye bir ayrım yapıldığı için memleketin insanı mağdur oluyor. Herkes kendine biat edebilecek insanları seçiyorlar.  Şuanda Diyarbakır’da nöbetçi eczanelerde izdiham var. Neden izdiham var? Çünkü gün içerisinde hiçbir hasta artık Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde randevu bulamıyorlar. Çünkü doktorların azalması, doktorların döner sermayeden az gelir kazanması, hasta saylarının bir kota uygulaması nedeniyle insanlar artık kendilerini acil doktorlara tedavi ettiriyor ve bunda en büyük etken ki aylardır bu konuşuluyor hekimden çıktığın zaman hastanın ilaca ulaşması artık çok zor, çünkü ilaç yok. Bu ülkenin en büyük sorunu şu an ilaç sıkıntımızın had safhada olması ve ilaca ulaşımın zorlaşması. Ben bir Diyarbakır siyasi parti il başkanı olarak şunu söylüyorum. Sağlık hepimiz için bunun için kişilerin biat etmesi değil kişilerin hizmet etmesi gerekiyor. En kısa zamanda Diyarbakır için en hayırlı hizmet verecek kim varsa onun atanmasını ve canı gönülden çalışmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

“UYUŞTURUCU İLE MÜCADELE İÇİN KURULAN STK’LAR GÖREVİNİ YAPMIYOR”

Diyarbakır’da uyuşturucu kullanımının çok küçük yaşlara kadar düştüğünü aktaran Başkan ece; “Uyuşturucu kullanımının önüne geçmek için vatandaşlarımızın bilinçlendirilmesi gerekiyor. Bunun için emniyet güçleri, valilik ve sivil toplum kuruluşları birlikte eğitim vermesi gerekiyor. Ayrıca anne ve babalara TV’lerde, sosyal medyalarda çok fazla reklamın yapılması gerekiyor. Ayrıca Diyarbakır’da uyuşturucu ile mücadele etmek için kurulan STK’lar artık bir koltuk ve rant sevdası nedeniyle kuruluş amacından uzaklaştı. Kurduğu STK’yı bir rant aracı olarak kullanan STK’ların olduğu bilgisi bize geliyor.  Ben Diyarbakır’da bunu duyunca evet üzülüyorum. Çok üzüldük yani. Çünkü yaş sınırı 12-13’lü yaşlara hatta 10 yaşına kadar düşmüşse bu kentte büyük bir sorun var demektir. Bundan emniyet gerekeni yapmadığını, uyuşturucu ile mücadele etmek için kurulan STK’ların gerekeni yapmadığını, eğitim kurumlarının üzerine düşeni yapmadığını ve anne ve babaların da bilinçlenmediği ortaya anlamı çıkıyor. O yüzden de bunu ben Bağlar ilçesinde gezerken bir önceki emniyet müdürü hakikaten de sokak sokak, cadde cadde bununla ilgili çok fazla uğraştılar ama son süreçte bu mücadele biraz daha durmuş gibi gözüküyor. Umarım en kısa zamanda sivil toplum kuruluşları ve emniyet güçleri birlikte toplu bir hamleyle uyuşturucuyla mücadeleyi başlatırlar” dedi.

“EĞİTİMDEN ANLAMAYAN KİŞİLER, EĞİTİMİN BAŞINA GETİRİLDİ”

AK Parti iktidarında birden çok Milli Eğitim Bakanı’nın değiştiğini söylyen Başkan Ece; “Göreve her gelen Milli Eğitim Bakanı farklı bir sistemle geldi. Evet. İster istemez üstteki kadro hiçbir şekilde kendini aktif şekilde görevini yerine getiremeyince bu alt kademelere gitmeye başlıyor yani. Her gelen bir an önce konuşulur aslında. Sağlıkta da aynı. Eğitimde de aynı. Tarımda da aynı aslında. Her gelen kişi kendi kadrosunu kurmaya başladı. Diyarbakır’da da her gelen Milli Eğitim İl Müdürü kendi kadrosunu kuruyor. Aslında bu eğitimde olmaması gereken bir olay. Çünkü Diyarbakır hepimizin, bu çocuklar hepimizin çocukları. Diyarbakır’da bu işi yapabilecek hiçbir eğitimli, etkili ve yetkili insan yok mu bence çok var. Eğitimden anlamayan insanlar eğitimin başına getirildi ve bu kişilere bir ödül olarak verildi. Bu coğrafyayı bilen, dinamikleri bilen, anne babayı bilen, aile atmosferini daha iyi bilen hiç mi kimse yok? 3 veya 3 veya 4 sene önce bütün devlet okullarından ziyade tüm anne babaları özel okullara kompanse ettiler. 4+4 sistemi yaptılar. Yetmedi LGS sistemini değiştirdiler. Yani tutturamadılar. Şimdi bu dönem içerisinde anne ve babalar çocuğun kitabını mı alsın, kırtasiye malzemesini mi alsın? Okula uzak olan servisin parasını mı ödesin? Nasıl yapsınlar? Hiçbir yapamıyorlar. Üzülüyoruz. Devletin en büyük büyüklüğü, halkının bilgili olmasıdır. Biz ne yazık ki bu konuda gerideyiz. Dünya sıralamasında bu ülkeden artık hiçbir üniversitemiz yok. 10-15 sene önce bu sıralamada 4 veya 5 tane üniversitemiz vardı. Memur-sen  sendikaları kendi içerisinde Eğitim-Sen’den ayrılmaya başladılar. Onlarla kutuplaşmaya başladılar. Sendikalar kendilerine hizmet ederken, artık kendi ideolojilerine hizmet etmeye başladılar. Biat ettiler” şeklinde konuştu.

“BİAT ETMEKTEN KURTULUP İTİRAZ EDEBİLECEK GÜCÜMÜZ OLMALIDIR”

Bir ülkenin en büyük refahı, en büyük yükselmesi halkının yeni gelen Z kuşağının yani gençlerinin bilgili olmasından geçtiğine değinen Başkan Ece; “Şimdi şöyle bir şey oluyor. Mesela biz biraz önce de konuştuk. İşte sağlıkçılar, hemşireler, doktorlar, makine mühendisi bu ülkeden gidiyorlar. Evet Yetmiyor. Şu anda yurt dışındaki liselere okumaya gidiyorlar. Neden mi? Çünkü bilgi yurt dışında. Liseyi bitiren herhangi bir çocuk Türkiye’de istediği üniversitede okuyamıyor. Benim çocuğum okuyamıyor. Sınava girmesi gerekiyor. Bizim bu biatlıktan kurtulmamız gerekiyor. En büyük etkenimiz o. Bizim bir biatlıktan kurtulup itiraz edebilecek gücümüzün olması lazım. Biz itiraz etmeyi unuttuk. En büyük olayımız bu aslında. Bizim Memleket Partisi’nin işte en büyük olayı. Biz itiraz etmeye geldik. Ne kimsenin kölesi olmaya, ne de kimseyi köle etmeye niyetimiz yok. Bu ülkenin büyüklüğü, refahı, halkının zenginliği ve büyüklüğü saray konsepti ve tahtla olmaz. Bindiğimiz arabayla asla olmaz. Benim senin halkımın, komşumun, herkesin refah düzeyi ne kadar yükselirse bu ülkenin de büyüklüğü o kadar artar. Alım gücü olmayan bir ülkede asgari ücret artsa ne olur. Asgari ücretin arttığı bir gün sonrası zamların patlayacağı, ev sahiplerinin ne kadar kira artış vereceğini, o da yetmez mi ki Türkiye’de yüzde otuzu gibi biliyorsunuz asgari ücretli çalışan kesim var. İşsiz kalabileceğini Kimse umursamıyor, tekstil fabrikaları Türkiye’de namdı yani. Tekstil şu anda var mı? Kapanan kapanana. Hepsi yurt dışına gittiler. Çünkü neden? Ucuz işçilik. Etken bu yani. İnşallah da bu düzen bozulacak. Bu ülkenin refaha çıkacağı gün çok yakın” ifadelerini kullandı.

“DİYARBAKIR’IN EN ÖNEMLİ SORUNU EKONOMİDİR”

Başkan Ece, Diyarbakır’ın en önemli sorunu ile ilgili sorulan soruya ise şu cevabı verdi; “Ülkemizin de Diyarbakır’ın de bana göre en büyük sorunu şu anda ekonomidir. Bu ülkenin şu anda en büyük sorunu ekonomidir. İnsanlar ideolojisinde mutlular. Bir babanın cebinde notla çocuğuna kalem alamadığı, evine ekmek götüremediği, insanların açlıkla sınandığı bir dönemden geçiyoruz. En büyük açlık da bir babanın evladına istediği çikolatayı alamaması aslında. Bakın ben bir baba olarak söylüyorum. Bu durum insanların ideolojisini bir tarafa kaldırdı. Fikir ideolojisi bir tarafa düştü artık. İnsanlar artık ekmeğinin derdine düştü. Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana denilirdi ya eskiden hakikaten de yiğidi kuru soğana muhtaç ettiler. Bir Diyarbakırlı olarak söylüyorum. Bizim bizim Türkiye’nin 81 iline ve ben bir il başkanı olarak bizim Kürt sorunumuz da yoktur. Biz sorun değiliz. Bu ülkede asla sorun değildik. Olmadık, olmayacağız yani. Bu konu ülkede sorun değil meseledir sadece. Bir sorun değil, bu bir meseledir. Kimsenin bir itirazı yoktur. Bu konuda her zaman için söylüyorum. O yüzden de şu esnada ekonomi çok daha büyük sorun yani. Eskiden askıda ekmek dönemi vardı. Ben geçen gün fırıncı arkadaşla konuştum. Diyor ki askıdaki ekmek on dakika sürmüyor. Gün geçtikçe eskiden 10 ekmek askıya bırakan insanlar artık bunu 5 ekmek ve 2 ekmeğe kadar düşürdüler. Çünkü hakikaten Bizim bölge tarıma ve çiftçiye endeksli. E şimdi çiftçi de yok, tarım da yok, denetim de yok. Denetim bitti, rekabet bitti. Gelir de bitti.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.